| RSS Feeds |
Subscribe to our feeds!
 |
|
| Geçmişteki Durağan-5 |
Yazı dizimizin bu bölümünde Durağan'ın beyaz altınından bahsedeceğiz. Günümüzde de Durağan'ın en öne çıkan tarımsal özelliği olan çeltikten bahsedeceğiz.
Çeltik günümüzde de ilçemizin en önemli tarımsal ürünüdür. Halen 10 köyümüz geleneksel çeltik yetiştiricisidir. Gökırmak havzasında çeltik üretimi devam etmektedir. Altınkaya Barajı yapılana kadar ilçemizin Kızılırmak havzasında bulunan Çayağzı, Gökdoğan, Beybükü, Erduası, Kemerbahçe, Köklen, Çöve, Boyabükü, Çaltucak,Yağbasan,Salarkolu ve Yoğunpelit(Kaplangı) köylerimizde çeltik yetiştiricisi idi. Ancak Kızılırmak vadisinde bulunan 15.000 dekar civarında bereketli arazilerimiz baraj gölünün suları altında kalmıştır. Sadece tarlalar değil koskoca ve zengin bir tarihte suların altında kalmıştır. Bu köylülerimizin bir çoğu gurbet ellerde kaybolmuş gitmişdir. Bu konuyu ilerleyen dönemlerde ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Çeltik bitkisi ilk olarak uzakdoğu Asya ülkelerinde yetiştirilmeye başlanmış olan bir bitkidir. Çeltik sıcak iklim tahılları arasındadır. Yani belli bir sıcaklık derecesine sahip olmayan yerlerde çeltik yetiştiriciliği mümkün değildir. Örnek verecek olursak ilçemize bağlı yüksek dağ köylerimizden olan Kılıçaslan ve Yemişen köylerinin Kanlıçay kenarlarında eğimsiz çok güzel bahçe ve tarlaları vardır. Su sıkıntısı yoktur,toprakta sıkıntı yoktur. Ama burada çeltik yeterli sıcaklık olmadığından dolayı yetiştirilemez. Çünkü iklim verilerinden sıcaklık değerinin belli bir baremin üstünde olması gerekmektedir. Uzakdoğu Asya ülkeleri ise ekvatora yakın olmaları,güneş ışıklarını daha dik almaları gibi nedenlerden dolayı daha sıcaktır. Uzakdoğu Asya iklimleri tropikal ve yarı tropikal karakterdedir. Çeltik yetiştiriciliği için ideal iklime sahiptirler.
Çeltik Uzakdoğu Asyanın halen en önemli tahılıdır. İnsanların beslenmelerinde ki en önemli unsurdur. Tarihte bugünkinden çok daha değerli bir üründü.
Bundan yaklaşık 1.500 yıl öncesine doğru gidiyoruz. İpek yolu tarihin en büyük ticaret yolu olma özelliğine sahip. Katır ve deve kervanları yol boyunca sırtlarına yüklenen malları taşıyorlar. Uzakdoğu ve Ön Asya ,Avrupa arasında kervanlar birbirini izliyor. Ulaşım gereçleri ve yolları gelişmemiş olduğundan ırmak boyları doğal yol özelliği taşıyor. İpek yolu üzerinde Kervanların gelip geçtikleri bir nokta daha var. Kızılırmakla Gökırmığın birleştiği bir alanda bir kasaba var. Dura kasabası(Durağan). Birde derme çatma han var ki çok uzun yıllar sonra 1256 yılında Selçuklular döneminde genişletilerek bir kervansaraya dönüştürülüyor ve muhteşem bir mimari mirasta böylece hediye edilmiş oluyor.
Dura kasabasında(Bugünkü Durağan) bulunan handa gelip geçtikçe konaklayan Çinden gelen bir tüccar bir gün çok sevdiği hancıya develer sırtında özenle taşıdığı ve kutsal emanet gibi sakladığı pirinçten bir pilav pişirir. Durağanlı hancı bu hiç bilmediği bembeyaz ürün karşısında şaşırır. Şaşkınlık içerisinde Çinli tüccarın kaynayan suya pirinç tanelerini döküşünü ve suyun içerisinde kaynatışını izler. Beyaz tanelerin suyu tamamen emerek şişmelerini görür. Üzerine kızgın tereyağını döken Çinli hancıyı davet eder. Hancı bilmediği bu gıdayı kaşıklamaya başlar. Ömründe görmediği ve tatmadığı bu ürün çok hoşuna gider. Bu ne der pirinç der ve pirinci haşlarız pilav olur. Çinde biz hep bunu yeriz. Bunu yiyen başka bir şey aramaz. Çinliler ve çevremizi besleyen en önemli ürün budur. Beyaz altındır bu der. Sizin krallarınızda çok sver hani bunu...Çuvallar dolusu paralarını alırız bunun karşılığında...
Hancı nasıl yetiştirildiğini sorar Çinli tüccara bu ürünün..Çinli bu hep su içinde büyür der. Hancı bir kez daha şaşırır. Nasıl yani suyun içne mi atıyorsunuz bunları.Çürümüyor mu der. Hayır der. Özelliği bu bunun, su içinde yaşar ve olur der. Bunu eksek olur mu der hancı..Olmaz der Çinli. Çok zordur bunu yetiştirmesi... Tarlasını düzleyeceksin..Suyunu eksik etmeyeceksin..İçinde çıkan yabancı otları temizleyeceksin ve çamur deryaları içerisinde çalışarak bunu yetiştirebilirsin ancak der. Her yerde de yetişmez. Ben yol boyunca baktım hep. Her yer çok soğuk. Ama hancı senin bu Dura kasabası var ya... İki dağın arasında kalmış..Suda bol.. Pek rüzgar olmuyor...Nasıl kışları soğuk geçer mi burda der. Yok der hancı..Biraz soğuk olur ama o kadar... Tepeleri gösterir Kemerbahçe üstünü...Dedemin tepesini..Oralara çok kar yağar ama buralar genelde iyidir der.
Söz der Çinli bir daha ki gelişimde sana Çinden bunun tohumunu getireceğim. Sana anlatacağım. Olmaz ama bir dene. Belki olur. Olursa bizim ekmekten oluruz ama olsun...
Duralı Hancı gözleri yolda aylarca tüccarı bekler. Kış geçer,bahar gelir...Günlerden bir gün tüccarın kervanı çıkagelir. Taa Karadigin önlerinden develerin zillerinden tanımıştır tüccarın kafilesini...Çok heyecanlanır... Pilavın tadını almıştır hancı bir kere.. Ama öyle herkese satmazlar onu.. Hem çok pahalıdır hemde çok az bulunur...Ancak krallara layıktır Anadoluda pirinç...Ama tadına bayılmıştır. Bir kutsal yiyecek gibi gelmiştir ona. Ağızda dağılışı, lezzeti, verdiği enerji ve tokluk hissi herşeye değmiştir. Pirinç ve pilavlar rüyasına girmektedir hancının. Kazanlar dolusu pilavlar pişer rüyasında ama uyandığında bir dirhem bile pirincinin olmadığını görür. Sevdalanmıştır beyaz altına hancı... Ve beklediği adamın kervanı yaklaşmaktadır kasabaya ve hana doğru..
Kervan han önünde durur ve yüklerini boşaltmaya başlar. Hayvanlar yemlenip sulanmaya alınır. Hancı Çinli tüccarı yere göğe koymaz. Ama Çinli tüccar pek oralı değildir. Kervan tekrar düzülür ,yola koyulmaya başlarken, Hancıda şafak atmıştır. Çinli elini cebine sokar ve hancının ellerine bir avuç dolusu çeltik tohumunu boşaltır. Şaşkınlıkla bakan hancıya bu pirincin tohumudur çeltiktir. Kabuğun altındadır beyaz altın. Ama yetiştirebilmen için böyle ekmelisin der. Giderken tarlayı susuz bırakma,göllendir der. Ek ve bekle...Buğdayı bilirsin ondan biraz farklıdır der. sabret ..Yaz sonunda toplarsın der. hayvanlara da dikkat et ...Yemesinler koru... Dönüşte ben bakarım ektiğin yerlere iyice anlatırım sana der...
Çinli tüccarın kervanı Durağan'dan uzaklaşmaya başlamış ve Duralı hancı elinde bir avuç çeltikle kalakalmıştır.
Kervan Katırcı boğazını geçtiğinde iyice gözden kaybolur ve zil sesleride iyice tükenir ve biter...
|
| Yorumlar |
|
Henüz bir yorum gönderilmemiş.
|
| Yorum Gönder |
|
Yorum Gönderebilmek için Üye Girişi yapmalısınız yada Sitemize Üye Olmalısınız.
|
| Oylama |
|
Sadece üyeler oylayabilir.
Lütfen Üye olun yada Üye girişi yapın.
Henüz bir oylama yapılmamış.
|
|
| Takvim |
| Agustos | | P | Sa | Ca | Pe | Cu | Cm | Pzr |
|---|
| | | |
1
|
2
|
3
|
|
4
|
5
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
|
11
|
12
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
|
18
|
19
|
20
|
21
|
22
|
23
|
24
|
|
25
|
26
|
27
|
28
|
29
|
30
|
31
|
Olaylar
Daha Cok olay icin TIKLA |
| Çevrimiçi Yöneticiler |
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2
Çevrimiçi Yönetici Yok
Kayıtlı Üyeler: 52
En Yeni Üye: senaseyma
|
| Kısa Mesajlar |
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kısa Mesajlar Arşivi
|
|